Честно говоря, раньше Байкал казался мне чем-то почти нереальным. Я видел его на фотографиях, в фильмах, читал о нем в книгах, но всё это воспринималось как красивая картинка из другого мира. Многие говорят: «Надо обязательно съездить на Байкал хотя бы раз в жизни», — но почему-то постоянно откладывают поездку. Вот и я был одним из таких людей. Всегда находились какие-то дела, работа, нехватка денег или времени. Но однажды я просто устал придумывать причины и решил: если не сейчас, то, наверное, уже никогда.
Dürüst olmak gerekirse, eskiden Baykal bana neredeyse gerçek dışı bir şey gibi gelirdi. Onu fotoğraflarda, filmlerde görmüştüm, hakkında kitaplarda okumuştum, ama bütün bunlar başka bir dünyadan güzel bir resim gibi algılanıyordu. Birçok kişi şöyle der: «Hayatta en az bir kez mutlaka Baykal’a gitmek gerekir», ama nedense yolculuğu sürekli ertelerler. İşte ben de böyle insanlardan biriydim. Her zaman bir takım işler, çalışma, para ya da zaman eksikliği çıkardı. Ama bir gün nedenler uydurmaktan sadece yoruldum ve karar verdim: şimdi değilse, o zaman, herhalde, artık asla.
Дорога из Иркутска оказалась длинной, но удивительно красивой. Сначала за окном мелькали обычные дома, заправки и серые улицы, а потом постепенно всё начало меняться. Появились холмы, бесконечные леса и редкие деревни, возле которых спокойно паслись коровы. Небо тоже было каким-то другим — огромным, холодным и очень глубоким. Чем дальше мы ехали, тем сильнее возникало ощущение, будто городская жизнь осталась где-то далеко позади. Даже люди в машине стали говорить тише, словно природа сама заставляла немного успокоиться.
İrkutsk’tan yol uzun çıktı, ama şaşırtıcı derecede güzeldi. Önce pencerenin dışında sıradan evler, benzin istasyonları ve gri sokaklar hızla geçiyordu, sonra yavaş yavaş her şey değişmeye başladı. Tepeler, sonsuz ormanlar ve yakınlarında ineklerin sakince otladığı seyrek köyler ortaya çıktı. Gökyüzü de bir şekilde farklıydı — kocaman, soğuk ve çok derin. Ne kadar uzağa gittiysek, şehir hayatının bir yerlerde çok geride kaldığı duygusu o kadar güçleniyordu. Arabadaki insanlar bile daha alçak sesle konuşmaya başladılar, sanki doğanın kendisi onları biraz sakinleşmeye zorluyordu.
Когда Байкал впервые появился перед глазами, я несколько секунд вообще ничего не мог сказать. Он оказался намного больше, чем я представлял. На фотографиях трудно понять настоящий масштаб озера, а вживую кажется, будто перед тобой не озеро, а целое море. Вода была тёмно-синей, ветер — ледяным, а волны шумели так громко, что хотелось просто стоять и слушать. В такие моменты понимаешь, почему люди возвращаются сюда снова и снова. В Байкале есть какая-то странная сила, которую невозможно нормально объяснить словами.
Baykal ilk kez gözlerimin önünde belirdiğinde, birkaç saniye boyunca hiçbir şey söyleyemedim. Hayal ettiğimden çok daha büyük çıktı. Fotoğraflarda gölün gerçek ölçeğini anlamak zordur, canlı olarak ise sanki karşında bir göl değil, koca bir deniz varmış gibi görünür. Su koyu maviydi, rüzgâr — buz gibiydi, dalgalar ise o kadar gürültülü ses çıkarıyordu ki sadece durup dinlemek istiyordum. Böyle anlarda insanların buraya neden tekrar tekrar döndüğünü anlarsın. Baykal’da kelimelerle doğru düzgün açıklanması imkânsız olan garip bir güç vardır.
Особенно мне запомнился байкальский воздух. После большого города он кажется совершенно невероятным. Дышишь — и будто внутри всё становится легче. Даже голова работает по-другому. Наверное, именно поэтому многие туристы в первые дни постоянно ходят с фотоаппаратами и не выпускают их из рук. Хочется сохранить буквально каждую минуту: облака необычной формы, солнечные блики на воде, старые деревянные лодки на берегу, камни, покрытые мхом. Причём самое интересное в том, что Байкал всё время разный. Утром он спокойный и тихий, а вечером может стать суровым и почти мрачным.
Özellikle Baykal’ın havası aklımda kaldı. Büyük şehirden sonra tamamen inanılmaz gelir. Nefes alırsın — ve sanki içeride her şey hafifler. Hatta kafa bile başka türlü çalışır. Muhtemelen tam da bu yüzden birçok turist ilk günlerde sürekli fotoğraf makineleriyle dolaşır ve onları ellerinden bırakmaz. Kelimenin tam anlamıyla her dakikayı saklamak istersin: alışılmadık şekilli bulutlar, suyun üzerindeki güneş parıltıları, kıyıdaki eski ahşap tekneler, yosunla kaplı taşlar. Üstelik en ilginç olan şey, Baykal’ın her zaman farklı olmasıdır. Sabah sakin ve sessizdir, akşam ise sert ve neredeyse kasvetli olabilir.
Местные жители рассказывали, что зимой здесь вообще другая планета. Озеро замерзает, лёд становится прозрачным, а туристы приезжают смотреть огромные голубые трещины. Некоторые даже говорят, что зимой Байкал красивее, чем летом. Сначала я не очень в это верил, но потом посмотрел фотографии и понял, что, возможно, они правы. Вообще люди здесь удивительные. Они не торопятся, спокойно разговаривают и как будто живут в другом ритме. Один мужчина сказал нам: «Байкал не любит суеты». И почему-то эта простая фраза мне очень запомнилась.
Yerel halk, kışın burada tamamen başka bir gezegen olduğunu anlatıyordu. Göl donar, buz şeffaflaşır, turistler ise dev mavi çatlakları görmeye gelir. Hatta bazıları Baykal’ın kışın yazdan daha güzel olduğunu söyler. Başta buna pek inanmıyordum, ama sonra fotoğraflara baktım ve belki de haklı olduklarını anladım. Genel olarak buradaki insanlar şaşırtıcıdır. Acele etmezler, sakin konuşurlar ve sanki başka bir ritimde yaşarlar. Bir adam bize şöyle dedi: «Baykal telaşı sevmez». Ve nedense bu basit söz aklımda çok güçlü bir şekilde kaldı.
Конечно, рядом с такой красотой особенно больно видеть мусор. К сожалению, его всё ещё много. На берегу можно встретить пластиковые бутылки, пакеты, старые банки и даже сломанную мебель. Честно говоря, я никогда не понимал людей, которые приезжают в такие места отдыхать, а потом оставляют после себя грязь. Самое странное, что многим просто всё равно. Они слушают музыку, жарят шашлыки, пьют алкоголь, а потом спокойно уезжают, будто ничего не произошло. И вот это, наверное, самая большая проблема — равнодушие.
Elbette, böyle bir güzelliğin yanında çöp görmek özellikle acı verici. Ne yazık ki, hâlâ çok fazla var. Kıyıda plastik şişeler, poşetler, eski kutular ve hatta kırık mobilyalarla karşılaşmak mümkün. Dürüst olmak gerekirse, böyle yerlere dinlenmeye gelip sonra arkalarında pislik bırakan insanları hiçbir zaman anlamadım. En garip olan şey, birçok kişinin bunu umursamaması. Müzik dinlerler, şaşlık yaparlar, alkol içerler, sonra da hiçbir şey olmamış gibi sakince giderler. Ve bu, muhtemelen, en büyük sorun — kayıtsızlık.
Во время поездки мы несколько часов помогали волонтёрам убирать берег. Сначала мне казалось, что это будет скучная работа, но потом я неожиданно втянулся. Люди вокруг работали молча, но с каким-то настоящим желанием сделать это место чище. Кто-то собирал бутылки, кто-то таскал тяжёлые мешки, кто-то сортировал мусор. И в какой-то момент я поймал себя на мысли, что подобные поездки нужны не только природе, но и самим людям. Они заставляют хотя бы ненадолго задуматься о том, как мы вообще относимся к окружающему миру.
Yolculuk sırasında gönüllülere birkaç saat boyunca kıyıyı temizlemekte yardım ettik. İlk başta bunun sıkıcı bir iş olacağını düşünüyordum, ama sonra beklenmedik şekilde kendimi kaptırdım. Etraftaki insanlar sessizce çalışıyordu, ama bu yeri daha temiz yapma konusunda gerçek bir istekle. Biri şişeleri topluyordu, biri ağır torbaları taşıyordu, biri çöpleri ayırıyordu. Ve bir anda kendimi, böyle yolculukların yalnızca doğa için değil, insanların kendileri için de gerekli olduğunu düşünürken yakaladım. En azından kısa bir süreliğine, çevremizdeki dünyaya genel olarak nasıl davrandığımızı düşündürürler.
После уборки нас накормили горячим супом и местными блюдами. Наверное, никогда раньше обычная еда не казалась мне настолько вкусной. На холодном ветру быстро устаёшь, поэтому горячий чай и бурятские буузы воспринимаются почти как праздник. Вообще у Байкала особая атмосфера даже в мелочах. Здесь всё кажется настоящим: простая еда, старые деревянные дома, разговоры у костра, запах дыма вечером. Нет ощущения туристического аттракциона. Наоборот, иногда кажется, будто время здесь идёт немного медленнее, чем в остальных местах.
Temizlikten sonra bize sıcak çorba ve yerel yemekler yedirdiler. Muhtemelen daha önce sıradan yemek bana hiç bu kadar lezzetli gelmemişti. Soğuk rüzgârda çabuk yorulursun, bu yüzden sıcak çay ve Buryat buuzları neredeyse bir bayram gibi algılanır. Genel olarak Baykal’ın küçük şeylerde bile özel bir atmosferi vardır. Burada her şey gerçek görünür: sade yemek, eski ahşap evler, ateş başındaki sohbetler, akşamları duman kokusu. Turistik bir cazibe yeri hissi yoktur. Aksine, bazen burada zamanın diğer yerlere göre biraz daha yavaş aktığı sanılır.
Когда поездка закончилась и мы возвращались обратно в Иркутск, мне вдруг стало немного грустно. Обычно после путешествий хочется домой, в привычную жизнь, а тут появилось совсем другое чувство. Байкал не просто остаётся в памяти красивыми фотографиями. Он заставляет о многом думать. О природе, о людях, о времени, о том, как редко мы замечаем действительно важные вещи. И, наверное, именно поэтому почти каждый человек, который однажды побывал на Байкале, потом мечтает туда вернуться снова.
Yolculuk bittiğinde ve İrkutsk’a geri dönerken, birden biraz hüzünlendim. Genellikle yolculuklardan sonra eve, alışılmış hayata dönmek istersin, ama burada bambaşka bir duygu ortaya çıktı. Baykal sadece güzel fotoğraflar olarak hafızada kalmaz. Birçok şey hakkında düşünmeye zorlar. Doğa hakkında, insanlar hakkında, zaman hakkında, gerçekten önemli şeyleri ne kadar nadiren fark ettiğimiz hakkında. Ve muhtemelen tam da bu yüzden, bir kez Baykal’da bulunmuş hemen hemen her insan sonra oraya yeniden dönmeyi hayal eder.



