па́давший падавший

sıfat

Anlamlar

  1. düşen, devrilen, çöken

İsim çekimi

HâlErilNötrDişilÇoğul
Yalın hâlпа́давшийпа́давшеепа́давшаяпа́давшие
İyelik hâliпа́давшегопа́давшегопа́давшейпа́давших
Yönelme hâliпа́давшемупа́давшемупа́давшейпа́давшим
Belirtme hâliпа́давшего, па́давшийпа́давшеепа́давшуюпа́давших, па́давшие
Araç hâliпа́давшимпа́давшимпа́давшей, па́давшеюпа́давшими
Bulunma hâliпа́давшемпа́давшемпа́давшейпа́давших

па́дать падать

fiilbitmemiş görünüş

Anlamlar

  1. düşmekнепроизвольно перемещаться вниз, валиться

Fiil çekimi

Şimdiki zaman
япа́даю
тыпа́даешь
он / она / онопа́дает
мыпа́даем
выпа́даете
онипа́дают
Geçmiş zaman
Erilпа́дал
Dişilпа́дала
Nötrпа́дало
Çoğulпа́дали
Emir kipi
Tekilпа́дай
Çoğulпа́дайте

Ortaçlar

şimdikigeçmiş
Etkenпа́дающийпа́давший
Edilgen——
şimdikigeçmiş
Zarf-fiillerпа́даяпа́дав, падавши

İlgili kelimeler

подaltındaупа́стьdüşmekпро́пастьuçurum, derin çukur; uçurum, yarık, derin çukurпропада́тьkaybolmak, yok olmak, ortadan kalkmak, kaçmakнапада́тьsaldırmakраспа́дçöküş, dağılma; dağılma, bozulma, parçalanmaвпада́тьdüşmek, girmek, sapmakвыпада́тьdüşmek, çıkmak, elenmek; denk gelmek, rastlamakпа́длоalçak, aşağılık kişi; (argo) alçak, aşağılık, şerefsizвы́падsaldırı, eleştiri, sataşma; hakaret, küfür, sataşmaраспа́стьсяdağılmak, yıkılmak, çökmek, parçalanmakупа́докçürüme, bozulma, çöküş; gerileme, düşüş, çöküşспада́тьazalmak, hafiflemek; düşmek, kaymak, azalmakраспада́тьсяdağılmak, parçalanmak, çökmek, bozulmak, ayrışmakприпада́тьyere düşmek, yere uzanmak, yere yapışmakраспа́докdar vadi, yamaç, dere, vadiciвпа́динаçukur, çöküntü; çukur, çöküntü, depresyonотпа́датьdüşmek, kopmak, yok olmakспадdüşme; düşmeпа́вшийölü, şehit, düşen, yere serilmişопада́тьazalmak, düşmek, çekilmek; dökülmek, düşmekвыпаде́ниеdökülme, düşme, yağmaпа́дшийdüşmüş, yozlaşmış, çökmüş, düşmüşперепа́датьdüşmek, geçmek, payına düşmekзапада́тьçökmek, içine gömülmekниспада́тьdüşmek, inmek, alçalmakпаду́чийdüşenподпада́тьkapsamına girmek, etki altına girmek, tabi olmakпаде́жhal; durum, ad durumu, isim durumu, hâl, isim hâli, ismin hâliпа́длаalçak, şerefsiz, pislik (argo); alçak, şerefsiz, pislik (argo)впаде́ниеağız, dökülme yeri, birleşme noktasıподпа́стьdüşmek, maruz kalmak, kapılmak, tabi olmakотпа́дharika, muhteşem, süper, etkileyiciпа́далицаyere düşmüş meyve, düşme meyve, rüzgar meyvesi